Skip to content
Can Eroğlu. |
Geri dön

Init

Building


Log 002

Dışarıdaki dünyanın varsayılan hızı; o standart “sabah 9 akşam 5, kredi öde, hafta sonu AVM’ye git” döngüsü benim için her zaman fazla yavaş ve boğucu oldu. Beynim kapanıyordu, cidden. Hissediyordum bunu.

Temelde hepimiz insanız, Evet. Kadınlar ile erkekler olarak aynı içgüdülerle hareket ediyoruz. Mutluluk, sevinç ve üzüntülerimiz ortak. Fakat insanların farklı dünyalarda yaşadıklarının da farkındayım. Zevkleri, beklentileri, hayata bakış açıları, umursadıkları şeyler… Bunların hepsi birbirinden farklı. Her insanın kabilesi farklı. Kabilesini bulmak gerek.

Bu coğrafyanın modern simülasyonunda; statükosunu ve yarınki üç kuruş kârını korumak için çırpınan, vizyonsuz veya kurnaz olmaya çalışan fakat aptal gözüktüğünün farkında olmayan insanlarla çok karşılaştım. Beni o sığ ofis dramalarına, anlamsız güç savaşlarına çekmeye çalıştılar. Geleneksel yollardan gitmedim, çünkü o yollar ya benim gibiler için önceden kapalıydı ya da zaten benim yürümek isteyeceğim yollar değildi. Ben ancak bir sistemi tasarlarken, o karmaşık mimariyle dans ederken ve bunların karşılığını alırken, sevdiklerimle tutkuyla paylaşırken nefes aldığımı ve gerçekten yaşadığımı hissediyorum.

Mühendislik tarafım da hayat görüşüm de aynı pragmatizmden ve tutkudan beslenir. Eğer ortada daha iyisi ve daha zarifi varken, sırf ‘düzen bozulmasın’ diye statükoya boyun eğmek bana ters. Ama diğer yandan, o akademik ve teorik mükemmellik mastürbasyonuna da karşıyım. Kağıt üzerinde kusursuz ama çalışmayan bir mükemmelliktense, kusurlu fakat gerçek dünyada işleyen, “iyi” bir sistemi tercih ederim.

Her zaman kafama koyduğum hedefler benim için her şeyden daha önemli gelmiştir. Nefes almaktan bile. Bu anlarda yemek yemeyi bile çoğu zaman gereksiz bulurum, hedeflerime ulaşmak için çalışırken. Hedef seçerken o sebeple hayli zor seçerim, ama bir kere seçtiğimde, peşini bırakmam.

Para önemli mi? oldukça evet. Bu sistemde banka hesabındaki nümerik değere göre hayatta kalıyorsun ve ürettiğin değerlerin karşılığı budur. Ama asıl olay vizyon. Sırf konfor alanında kalmak için kendi potansiyelini çöpe atanlardan ya da var olanı kabul edip yerinde sayanlardan olmayacağım. Gerekirse faturaları ödemek için kuryelik bile yaparım; o motorun üstünde saatlerce paket atar, ayakta kalırım.

Akşam o 60 metrekare Karargah’a döndüğümde, Netflix açıp beynimi uyuşturmak yerine o masanın başına geçerim. Kafamdakini koda dökerim, patentimi alır, donanım lehimlerim, Bitwig’de kick’leri compresslerim veya Sinarşi evrenini örmeye devam ederim. Yine yarım saat kenjutsu idmanımı yapar, gölge boksu atar ve bedenimi de hissederim. Sonra da mayışıp yatarım.

Çünkü benim varoluşum bu. Başka türlüsünü zaten bilmiyorum. Olsa da canım sıkılır, patlarım ben amk.

EOF.


Bu makaleyi paylaş:

Önceki Makale
Tech Artist Nedir?